Yargıtay'dan emsal 'hayırlı evlat' kararı

Fiziksel durumu iyi olan baba, kanser olunca kendisine tezgâhtar olması için öz kızıyla 'ölünceye değin bakım sözleşmesi' imzaladı.

Yargıtay'dan emsal 'hayırlı evlat' kararı
15 Ocak 2022 - 13:16

Fiziksel durumu iyi olan baba, kanser olunca kendisine tezgâhtar olması için öz kızıyla 'ölünceye değin bakım sözleşmesi' imzaladı. Diğer bir şehirde ikamet eden kız evlat, kanser hastası babası ile yürek hastası annesiyle yıllarca yakından ilgilendi. Yaşlı adam da anlaşma gereği kızına bir daire verdi. Ihtiyar adam ölünce olanlar oldu. Diğer mirasçılar Asliye Hukuk Mahkemesi'nin yolunu tuttu. Ihtiyar adamın 14.06.2011 tarihinde vefat ettiğini, geriye varis olarak tarafların kaldığını, murisin mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla bir daireyi sanık kızına ölünceye değin bakma sözleşmesi ile devrettiğini öne sürdüler. Evli ve çocuklu olan davalının diğer şehirde oturan babasına bakmasının mümkün olmadığını, hem murisin eşinin hayatta ve sağlıklı olması sebebiyle ona bakabilecek güçte olduğunu, reel amacın bakım sağlamak yok bağış olduğunu ileri sürerek, müvekkilinin servet payı oranında tapu iptali ve tescil isteğinde bulundu. Sanık kız evlat ise babasının kanser hastalığı sebebiyle ölüm ettiğini, annesinin de kalp hastası olduğunu ve her ikisine birlikte baktığını, kanımca evlerine artan bir şekilde bu şekilde iki yıl baktığını, ara sıra de kendi evlerinde baktığını, bu nedenle murise yedi yıl baştan başa bakıp ilgilendiğini, bunun üstüne babasının da kendiliğinden taşınmazı namına tescil ettirdiğini ifade ederek, davanın reddini savundu. Duruşma, kız evladın hasta babasına bakmasını Türk örf ve adetlerine bağlayarak davanın kabulüne hükmetti. Mahkemenin, mal kaçırılma kararı Yargıtay 1. Hukuk Dairesi tarafından, "Murisle (miras bırakanla) sanık tarafın ilgilendiği, ölünceye kadar bakma akitlerinin ivazlı akitlerden olup davalının bakım borcunu yerine getirdiği, miras bırakanın mal kaçırma amacı olsa idi bütün malvarlığını devredebilecekken bunu yapmadığı dolayısıyla temlikin gerçek bakım karşılığı olduğu mülk kaçırmanın amaçlanmadığı anlaşılmaktadır" gerekçesiyle bozuldu. Bitmiş görülen davada Duruşma, birincil kararında direnince devreye bu kez Yargıtay Hukuk Genel Kurulu girdi.

MAL KAÇIRILSAYDI BİR DAİRE İLE SINIRLI KALMAZDI

Şanslı ve vefalı evlada verilen bir dairenin servet kaçırmak olmadığına hükmeden Yargıtay Hukuk Genel Kurulu emsal bir karara imza attı. Kararda şöyle denildi: "Miras bırakan 1938 doğumlu olup, 14.06.2011 tarihinde ölüm etmiştir. Geride sağ eşi ile kendisinden önce ölüm eden oğlunun çocukları ve şikayetçi oğlu ile sanık kızı mirasçı olarak kalmıştır. Miras bırakan yerleşim niteliğindeki dava konusu taşınmazını 12.05.2010 tarihinde ölünceye dek bakma sözleşmesiyle sanık kızına devretmiş, davacı oğlu kadar reel amacın bağış olduğu, mirastan mülk kaçırma amacıyla, muvazaalı olarak temlikin yapıldığı ileri sürülerek eldeki dava açılmıştır. Oysa dosyadaki deliller incelendiğinde, servet bırakanın ölmeden önceki son yedi yılını kanser hastası olarak geçirdiği, sanık kızının kendisi ile ilgilendiği, ayrıca hastanede keza de evde kalarak babasına baktığı, bu sırada kalp ameliyatı olan annesine de bakıp ilgilendiği anlaşılmakta olup, miras bırakan göre kızının sağladığı bu bakım ve ileride de kendisine bakıp gözetmesi amacıyla dava konusu taşınmazın devredildiği açıktır. Nitekim ölünceye dek bakma sözleşmesi yapıldıktan sonradan sanık babasının yanına taşınmış, yaşlı ve hasta olan murise ölümüne dek bakarak sözleşmeyle üstlendiği edimini ifa etmiştir. Fiziksel durumu iyi olan murisin dava konusu taşınmaz dışında iki öbür şehirde konut niteliğinde dört farklı egemen bölüm ile 300 dönüm dek arazi sahibi olduğu dosya kapsamından anlaşılmakta olup, mal kaçırma amacı taşıması hâlinde murisin diğer taşınmazlarını da devredebilecekken bunu yapmadığı da açıktır. Keza belirlemek gerekir ki, ölünceye dek bakıp gözetme koşulu ile yapılan temliki işlemin geçerliliği için sözleşmenin düzenlendiği tarihte bakım alacaklısının özel bir bakım gereksinimi içerisinde bulunması zorunlu değildir. Bu gereksinmenin sözleşmeden sonradan doğması veya bu sözleşmede tarafların adalet ve borçları bakım alacaklısının ömrüyle sınırlı olduğundan bakım alacaklısının ölümüne dek fazla kısa bir vakit sürmüş olması da sözleşmenin geçerliliğine etkin değildir. Tüm bu olgular karşısında, murisin taşınmazını yalnızca bir görünüş meydana getirmek için yok de samimiyetle bakım temini için ölünceye değin bakma sözleşmesiyle devrettiği, diğer mirasçılarından mal kaçırma amacını taşımadığı, bakım borçlusu olan davalının da babasına bakarak karşı edimini ifa ettiği anlaşılmakta olup, reel bakım karşılığı yapılan sözleşmenin muris muvazaası sebebiyle geçersiz olduğundan laf edilemez. O hâlde; Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyularak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece önceki kararda direnilmesi yöntem ve yasaya aykırıdır. Duruşma kararının bozulmasına oy birliği ile karar verilmiştir."

Açıklayıcı bir şekilde Haberin detayları ve genel bilgisi verildi. Kaynak takip edilmektedir, yeni bilgiler geldiğinde hemen anlık güncellenecektir.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum